Salı , 24 Ekim 2017
CİNSEL BİLGİLER
Anasayfa / Kadın / Evlilik

Evlilik

Aşkın ömrü kaç yıl?

Aşk ne kadar sürer, aşkın tesiri kaç ay, aşk olmadan olur mu? Bu soruların cevabı bilindiği halde insanlar aynı soruyu sormadan edemiyorlar. Acaba gerçek neden aşksızlık olabilir mi? yada çabuk tüketilen ilişkiler.. Herşeyin disposable (kullan at) mantığı ile tüketildiği dünyada aşklar ve sevgiler kolay harcanır durumda, para birinci planda yer aldığından aşksız ama mantıklı evliliklere açılan beyaz yelkenler çabucak kirleniyor olabilir mi?

İnsanlar aşklarını kaybetmekten kortukları için aşkın ne kadar süreceğinin hesabını ilk günden yapmaya başlıyor aşkın bittiği yerde sadece bir züürt tesellisi olan sevgiden bahsetmeye ardından alışkanlık uydurmasını yapmaktalar.

Aşkınızın bittiğini nasıl anlarsınız?
Böyle bir içsel sorgulama olur mu? Eğer aşk konusunda sıkıntı yada duygu eksikliği konusunda kendinize sorular sormaya başladı iseniz fazla sözü uzatmaya gerek yok sizin aşkınız çoktan bitmiştir. Onu terkedemiyor alıştığınızı alışkanlıklarınızdan vazgeçemediğinizi düşünüyorsanız sizi dürüst olmaya davet ediyoruz.

Aşk nedir?
Aşk başlangıçta anlık fiziksel çekimden başka bir şey değil! İlk andan itibaren marjinal şekilde verimliliği azalan şiddetini sonlara doğru yitiren duygu tozarmasıdır. Başlangıçta her iki insan birbirini tanımadıklarından sadece aşk ateşi ile kavruluyorlar, çıkan kıvılcımdan tutuşan kalpler sonrasında kırılmaya mahkum oluyor.. İşte tam bu noktada aşk acısı var.

Tıbben aşk nedir?
Aşkın tıbbi yada başka bir deyişle bilimsel açıklaması anlık yaşanan hormonal değişikliklerin insan beyni kimyasındaki geçici fakat etkili tezahürü olarak nitelendirilmektedir. 1 ile 2 saniye süresi kadar anlık bir zaman diliminde nöronlardaki faaliyet, dopamin salgısı, kalp çarpıntısı döngüsü, sevgiliye ulaşma isteği, heyecan ve mutluluk tıbbi aşkı tarif ediyor.

Aşkı ne öldürür?
Son yıllarda yapılan sosyal araştırmalarda aşkın ölmesinin baş aktörünün maddi imkansızlıklar olarak görülüyor haksızda değiller çünkü; Faturaların gölgesinde işsiz bir aşk nereye kadar sürebilir. Parasız, pulsuz biriyseniz aşkta kaybetmeye mahkumsunuz demektir.

Dünya menfaat dünyası olmuş! Kimse kimsenin kara kaş kara gözüne aşık olmuyor.. İnsanların ilgilendikleri tek şey cüzdanlar dolu mu? Gelir durumu ne, ev, araba, yazlık, kışlık ve banka mevduatı. Gerisi hikaye..
Ne aşkı?

İlişkiyi Canlandırmanın Yolları

Artık eskisi gibi şehvetli bir ilişkinizin olmadığınımı düşünmeye başladınız o halde ilişkinizi canlandırmanın yollarına göz atmanızı tavsiye ederiz. Heyacan, tutku, aşk, şehvet duyguları yerini günlük hayatın getirdiği sıkıntılarla vazgeçmişliğe bıraktığı zaman rutin ilişkiler insanı mutsuz etmektedir. Yatak hayatınızı ilk gün yaşanılan heyecana taşıyarak şehvetli günlere geri dönüş yapmak tamamen sizin elinizde. Farkında olmadan geçen yıllarla birlikte eşiniz ile aranıza ördüğünüz duvarlar yada zincirleri kırmanın tam zamanıdır.

Romantik ortamlar yaratmak için fırsat kollayın. Boşlukları iyi değerlendirin örneğin çocuklarınızın evde olmadığı özel zamanlarda harekete geçin.

Seksi yastıklar, perdeler, yatak örtüleri ve hafif müzikler şehvet ortamına geçiş sağlamanıza yardım eder. Seks arzusuna hazır cinselliği ön plana çıkaracak iç çamaşırları, çoraplar, fantezi kıyafetlere ek olarak egzotik stil makyaj yapın. Kısaca ilişkiyi canlandırmak tamamen sizin elinizdedir, kadınlara özel süper güçlerinizi kullanarak erkeği şaşırtın..

İlişkiyi diri tutmak heyecan çıtasını yukarda tutmanın yolu sadece yataktan geçmemektedir. Eşiniz ile hafta sonu gezilerine yada ufak tatillere çıkmaya özen gösterin. Hiçbir şey yapamadığınız zamanın sıkışık olduğu durumlarda sinema, tiyatro giderek çeşitli aktivitelere katılabilirsiniz. Yıllardır eve kapandığınızı düşünün poponuzu kaldırın spor yapın.

İlişkiyi Canlı Tutmak İçin

  • Eşiniz ile iletişime geçin, konuşun birlikte zaman geçirin.
  • Kendi çizdiğiniz sınırların içinde hapis olduğunuzun farkına varın.
  • Duygusal yaklaşımlarda bulunarak birbirinizi anlamaya çalışın, sadece içgüdüsel zevk için eşinize yaklaşmaktan vazgeçin.
  • İnsan olduğunuzu hatırlayın hatırlatın. Eşinize değer verin en önemlisi verdiğiniz değeri ona hissettirin.
  • Kendinize zaman ayırın.
  • Telefon, sms, whats Up, Facebook gibi sosyal ağları terkedip normal hayata geri dönmeye çalışın.
  • Süpriz yapın! Saçma sapan işe yaramayan hediyeler yerine 3 gün süren iki kişilik tatil turu satın alın.
  • Hatalarınızı kapatmak için çiçek alıp eve gitmeyin! Bu numaralar artık bayatladı, kimse yemiyor. Çiçek yerine mandalina, elma, muz alsanız çok daha mantıklı.
  • Eşinizin ailesini, akrabalarını eleştirmeyi bırakın.
  • Başarıları ödüllendirip takdir edin destek olup desteğinizi hissetirin.
  • Sinirli, asabi iseniz psikolojik destek alın yada terkedilmeye hazır olun. Dırdır yapmayı bırakın, herkes zengin olacak diye bir kural yok. Az işe yetinin halinize şükredin.
  • Dokunun temas halinde gözlerinizin içine bakın. Birbirlerini seven insanlar, gizlisi saklısı olmayan, aralarında sevgi olan herkes gözlerinin içine dalıp gidebilir. Gözlerini kaçıranların söyleyemedikleri sözler ifade edemediği duyguları vardır. Belkide sevdiğini sanıyordur yada sevmiyordur seni sadece alışkanlığın verdiği tekdüzelik alışılmışlıklar terkedilemiyordur. Gözbebeklerinin içinde kendinizi en son ne zaman gördünüz? Kendinizi kandırmayı bırakın artık..

    Erkeklerde ideal evlilik yaşı nedir

    Erkeklerde ideal evlilik yaşı nedir, erkeklerin olgunlaşma yaşlarına dair öne çıkanlar, yoksa erkek beyni daha mı geç olgunlaşıyor.

    Erkeklerin kızlardan çok sonra ergenlik etkilerine maruz kaldığı bir gerçektir. Ergenliğin fiziksel etkilerinden çok ruhsal anlamda görülen değişiklikler kişiliğin ve karakter gelişimini önemli ölçüde etkilemektedir. Başka bir tabirle tabiat’ta dişiler evrim açısından çok daha ilerde. Hal böyle olunca kızlar erkeklerden fiziksel ve ruhsal gelişime bir adım önde başlıyorlar. Evcilik oynayan çocukları gözönüne getirdiğinizde kızların oyun esnasında bebek bakmaya başladıklarına ve evi toparlamaya başladıklarına şahit olurken erkeklerin baba figürüne pek fazla sıcak bakmadığını gözlemleyebiliriz.

    Erkeğin olgunlaşması için bir hayli zamana hatta uzun yıllara ihtiyaç olduğunu duyduğunuzda, 70 yaşına geldiğinde çocuk gibi hareketler yapan yada 50 yaşında futbol peşinde koşan adamlar veya 30 yaşına gelmesine rağmen evde bilgisayar oyunu oynayan erkeklerin olması sizin için ne anlam ifade eder? Erkeğin olgunlaşmasını beklerseniz yanılabilirsiniz.

    18 yaşın verdiği deli dolu delikanlılık yıllarının ardından kendine güveni pik noktasına gelen erkek gönlünü kaptırdığı ilk insanla evlenmeyi, yuva kurmayı kendine hedef alır. Fakat ya sonra.. En fazla 5 yıl sonra sosyal ve ekonomik değişimlerinde etkisiyle farklı bir kişiliğe bürünerek ikinci kadın vakasıyla kayıplara karışarak evi terkeder. Kimi erkek evden kaçabilme amaçlı eşleriyle bilinçli şekilde tartışarak soluğu kapıda alır.

    Çocukluktan kurtulamayan erkeklerin sayısı azımsanacak kadar değildir o nedenle erkeklerde evlenme yaşı mümkün olan en uzun vakte ertelenmesi ortalama 34 ile 36 yaş aralığında değerlendirilmelidir. 34 yaş altındaki her erkek potansiyel aldatma tehlikesi taşıdığından evlenmek için riskli olabilir. Erkeğin olgunlaşma süreci tamamlandığında iyi bir eş aynı zamanda baba olabilmektedir.

    Danimarkalı bilim adamları 100 erkek üzerinde yaptıkları testlerde 42 yaşında olan erkeklerin yüksek oranla duygusal gelişimlerini tamamlayarak olgunlaştıklarını ortaya çıkarmışlardır. Çocuksu hareketler kadınların ilgisini çekmezken erkekler ileri yaşlara rağmen çocukça tavırlar sergilemekten keyif duyabiliyorlar. İşte tam bu noktada erkekle kadının olgunlaşma farkı evliliğin dinamiklerinin yıkılmasına varan sonuçlar doğurabiliyor.

    Cicim aylarının sonu nasıl geliyor

    Cicim ayları denilen evliliğin ilk aylarına isabet eden zaman periyodunda ayakları kıçlarına vururcasına koşarak işten eve gelip ”işte eve geldim” şeklinde sevinç çığlıkları atmalarının uzun sürmeyeceğine emin olabilirsiniz. Cicim aylarının elbet bir gün biteceğinin herkes farkında fakat neden böyle olduğunu hiç merak etmediniz mi? Biz ettik ve küçük bir araştırma yaparak sizin için yazdık.

    Mutfaktan sakin ses tonuyla yemeğe çağırıldım ”Gerçekten kendi evimdeyim” hayal kırıklıklarım yok kendimi iyi hissediyor büyük dikkatle seni takip ediyorum, aradığımı buldum, sanırım doğru bir karar verdim. Camdan dışarı baktığımda beni çeken birşey yok! Arkadaşlarım bekleyebilirler maçları evde seyretmek çok daha güzelmiş ayrıca seyretmesemde olurmuş. Evden dışarı çıkacak kadar aptal olamam herhalde, üstelik bugünlerde hiçbir fırsatı kaçırmamam lazım.

    Halk arasında cicim ayları olarak nitelenen ilk birkaç ay içerisinde eşlerin birbirlerine bilinçli veya bilinçsiz iletmek istedikleri duygusal süreç, iletişimin çekim gücününde etkisiyle en kuvvetli olduğu dönemdir. Sevgi, saygı, aşk, zevk, değerlilik, önemlilik mutluluğun temelini oluşturur. Cicim aylarında dış dünya etkilerinden kendini soyutlayan eşler hayata aynı pencereden bakmaya başlarlar.

    Başkalarını olduğu gibi kabul etme sanatı, ne söyleyeceğini bilmek nerede nasıl söylemenin doğru olacağı hakkında düşünerek fikir yürütmek, basit, akıcı, göz teması kurarak konuşmak (konuşurken gözlerinin içine bakmak) dikkatinizi onun üzerinde yoğunlaştırarak dinlemek, gerekli anlayışı göstermek, kendini ifade etmesine fırsat vermek, güvende hissettirmek, sorunları biriktirmeden çözmeyi öğrenmek, yapıcı davranmak ve en önemlisi sevgiyi göstererek hissedilmesini başardığınızda cicim ayları sizi ömür boyu terketmeyebilir.

    İşte böyle.. Cicim aylarının sonunun gelip gelmesi tamamen size bağlı.

    Başkasını olduğu gibi kabul etmek, onu gerçekten sevmektir. Kabul edildiğini hissetmek sevildiğini de hissetmektir.

    Bazı kızlar neden evde kalır?

    Bazı kızlar neden evde kalır.. Aradığını bulamayanlar, ne aradığını bilmeyenler, hiç gelme ihtimali kalmayan beyaz atlı prensleri bekleyenler var. Günümüzde erkekler her yaşta evlenecek birilerini bulabilirken kadınlar için durum pek öyle görünmüyor. Özellikle otuz yaşını geçen kadınlar evde kalma tehlikesi ile karşı karşıya kalabiliyorlar.

    Özgüven eksikliği insan hayatında dış beklentileri etkileyerek gurur, başarısızlık korkusu, küçük düşeceği yanılgısı, kaybedilecek şeylerin abartısı düşünceleri bir çok kadının kalplerinden gelen sesi duymamalarına neden oluyor.

    Kolay olan geçen yılların ardından geriye baktığınızda hayatınızın parçalarını birleştirmek, zor olan ise yaşanılan anı değerlendirip geleceğe bakmaktır. Geleceğin nasıl olacağı yada evlenecek erkeği dizayn etmeye son verin. Evllilik size zor geliyor ve yaşınız nedeniyle artık evlenemeyeceğinizi düşünüyorsanız geleceği kurgulamaktan vazgeçerek kendinize güvenmeyi deneyin.

    Gönül meseleleri böyledir, ancak onu bulduğunuz zaman anlayacak, birlikteliğiniz yıllar geçtikçe demlenerek güzelleşecektir. Evleneceğiniz kişiyi bulana kadar yılmayıp aramaya devam edebilirsiniz.

    Sosyal hayatı sadece ev ile iş arasında gidip gelmekten ibaret içe kapanık kadın tipleri evde kalma adayıdırlar. Fakat güzellik gibi göreceli bir kavrama takılmak, ben güzel değilim düşüncesi içine düşülecek en büyük hatadır. Çünkü zevkler ve renkler tartışılmaz. Bir erkeğe güzel gelen kadın başka bir erkeğe güzel gelmeyebilir. Erkeklerin sadece top model fiziğindeki zayıf kadınları beğendikleri gerçek dışıdır. Mesele kendinizle barışık olmaktır. Görülüyor ki karşı cinsle iletişim kuramayan antisosyal kadınların evlenecek adam bulamamaları direkt olarak kendileriyle ilgilidir.

    Kadınlar arasında sadece kimseyi beğenemedikleri, armudun çöpü üzümün sapı dedikleri için değil, kariyer planlarından ötürü ödün vermedikleri iş yaşamları nedeniyle evlenmeye fırsat bulamayanların sayısı azımsanacak kadar değildir. Kariyer hedefi bazen sonu olmayan bir yola dönüşerek ekonomik, mesleki ve kişisel noktada tatminkarlık sunsada uzun vadede aile hayatını baltalayabiliyor.

    Doğru seçim yapmak
    Aşk evliliği yapmanın iyi fikir olmadığının düşünüldüğü durumlarda mantık ağır basarak düzen kurmak, zengin karısı olmak, rahat yaşamak adına kadın harekete geçsede geç kalmış olabilir. Doğru erkeği seçmek isterken gözden çıkarılan her aday gelecekte mumla aranır duruma geleceği unutulmamalıdır. Beni ne doktorlar, ne mühendisler
    istedi diyen biri için yapmış olduğu evlilik sakın bir fiyaskodan ibaret olmasın?

    Psikolojik sorunlar
    Evlendikleri zaman kocasının hegemonyası altına gireceğini düşünerek kendi başlarına yersiz savunma mekanizmaları oluşturan tipleri evlenmek yerine evde kalmayı tercih edebilirler. Evlilik korkusu sendromu rehabilite edilerek psikoterapi süresince kadının güçlü yönlerinin keşfetmesi yanında kendine güvenmesi ve güvende hissetmesi amaçlanır. Evlenmekten korkan kadınların erkekleri nitelik açısından üstün görmeleri son derece yersizdir.

    Evde mi kaldım? Yaşım artık geçti mi? gibi çaresizlik sorularının cevaplarını kenara bırakarak kabuğunuzu kırın, sonra kendinize bir hobi kursu dans kursu, müzik kursu, spor salonu gibi sosyal faaliyetlere başlayın. Unutmayın ne kadar sosyalleşirseniz o kadar kısmetiniz artacaktır. Oturduğunuz yerden koca bulma şansınızın sıfırdan bile küçük bir ihtimal olduğunu unutmayın!