Cumartesi , 23 Eylül 2017
CİNSEL BİLGİLER
Anasayfa / Cinsel Eğitim / Cinsel Mitler Kafanızı Karıştırmasın
Cinsel Mitler Kafanızı Karıştırmasın

Cinsel Mitler Kafanızı Karıştırmasın

Cinsel mitler yanlış duygu ve düşünceleri besleyerek cinsel sorunların çözülememesine neden oluyor. Önyargıların doğurduğu beklentilerle çarpıtılan cinsellik Uydurulmuş var olmayan cinsel mitler kafaları kurcalamaya devam ederek insan bünyesini yıpratmaktadır. Türk toplumunda Örf adet, geleneklerle kuşaktan kuşağa aktarılan uydurma cinsel mitleri sizin için araştırdık.

Öncelikle Mit kelimesinin kafa karıştırmaması için kelime anlamı üzerinde durarak Mit konusuna giriş yapabiliriz. Latince Yunan kaynaklarınca günümüzde mitoloji eski yunan uygarlığında ”söz” ”duyum” ”yazılı olmayan sözlerle nesilden nesile aktarılan” anlatı, hikaye ve efsane benzeri belirli konuların incelenerek değerlendirilmesine dayanan genellikle doğruluk payı olmayan olaylara inceleyen bilim dalı olarak karşımıza çıkmaktadır.

Mit ler çoğu zaman toplumun hayal güçlerine paralel eski hatta tarih öncesi devirlerden kalan asılsız hikayelerden oluşmakta hikayenin aktarıldığı her nesil olaya biraz daha yaratıcılık katarak değişik anlamlar yüklemektedir. Kendi devirlerinde yaşanılan deneyimler sonucunda ortaya çıkan mitlerin hepsinin gerçek dışı yada uydurma olduğunu söylemek aksi ispat edilmedikçe mümkün değil çünkü her bir efsane dönemlerinin kudsi değerlerini taşıyan dini gerçeklikle sabit olabiliyor.

1996 yılında Mısır başkenti kahirede Mısır Medeniyetleri müzesinde Tutankamon’un (Çocuk Kral) kolyesini inceleyen VINCENZO MICHEAL kolyenin camdan yapıldığını o zamanki teknoloji ile yapılmasının mümkün olmadığı ve karbon testinde en az 1000 yıl öncesine ait olduğunu açıklaması ardından bilim çevrelerince şaşkınlığa neden olmuştu. Başka boyuta açılış kapısı olduğu düşünülen kolyenin günümüzde cam bölümünün yapılamilmesi için yüksek sıcaklıktaki
basınçla sıkıştırılması gerektiği göz önünde bulundurulduğunda Tutankamon’un kolyesinin dünya dışı olup olmadığı çoktan mit haline gelmiş durumda. Tutankamon kolyesinin ”nasıl” ”neden” sorularına cevap arayışları efsanenin gerçek üstülüğünü perçinlemektedir.

Konu tarih olduğu zaman mitoloji kaynaklarında geçen büyüleyici ve gizemli hikayelerin anlatılıp yorumlanması merak uyandıran takip edilmesi son derece zevklidir fakat, hurafe uyduruk ve batıl itikatlarla yoğrulduğunda tehlikeli olabilen cinsel mitlerin toplum üzerinde olumsuz etkilere sahip olduğunun altını çizmek gereklidir. Yanlış inanç düşüncelerinin odağında abartılı yanıltıcı, yaralayıcı, üzücü, olumsuz ve gerçek hayatla bağlantısı olmayan bilimsellikten uzak, gizli kapılar arkasında beslenen cinsel mitler aslında korkularınızın aynasıdırlar.

Derine inildiğinde fonksiyon bozukluklarının cehaletle sıvanmaya çalışıldığı kültürel değerlere göre değişiklik gösteren fakat temelinde eğitimsizlik yatan uyduruk hikayeler gerçeğin ortaya çıkmasıyla yıllar sonrada olsa yerle bir oluyor. Cinselliğin sağdan soldan öğrenildiği, konuşulmasının ayıp karşılandığı coğrafyalarda mit’lerin bolluğu tesadüf mü? İnsanlar değer yargılarında sapla samanı karıştırarak cinselliğin doğasına ters hareket etmelerinin sonuçları olarak suçluluk, korku, eleştiri, başarısızlık, yetersizlik ve karşılanması imkansız beklentilerle yüzleşmektedir.

Erkek her zaman hazırdır
Yeni evlenen ve evlilik öncesi fazla deneyimi olmayan erkekler zifaf gecesinde erken boşalma korkusu ile gerçekten erken boşalırlar, tekrar yapamama korkusu zincirleme reaksiyona dönerek ortaya çıkan stresle psikolojik sertleşme sorunu yaşarlar. Erkeklerin ilk gece kabusu zamanla endişelerin artarak her defasında başarısız olunacağı kaygısı zamanla kendini yetersiz hissetme ve eksiklik duygusuna döner. Erkek tarafından yapmak zorunda olduğu görev veya sınav olarak algılanan cinsel hayat olumsuz düşünceleri beraberinde getirerek başlangıçta sertleşme sorunu, sonrasında majör depresif kişilik bozukluklarına yol açmaktadır. Zifaf gecesi heyecanının travmaya dönüşme ihtimali hesaba katıldığında erkek her zaman hazırdır mit’inin dayanağı olmadığı ispatlanmış olmaktadır.

İlk önce erkek harekete geçmelidir.
Her zaman erkek başlatmalıdır düşüncesi toplumda yaygındır fakat teklif kadın tarafından yapılırsa ayıp karşılanır. Kadının teklif etmesi ahlaksız hafif meşrepliktir düşüncesi kimler tarafından uydurulsada kadının mahrumiyeti bir yana sürekli erkeğin istemesi ilişkilere zarar vermektedir. Cinsel hayatın içinde rollerin sağlıklı dağılması, eşler arasında canı isteyenin duygularını bastırmadan açık yüreklilikle göstermesinden daha doğal ne olabilir ki. Alışılmışın dışında gibi düşünmenize sebep olan hurafe kaynaklı bağnazlıktan vazgeçtiğiniz zaman kadının başlattığı cinsel ilişkinin heyecan açısından pik yaptığına tanıklık edebilirsiniz. Kızların yetiştirilme tarzı, belirli sınırların içine hapis olmalarına kendilerini cinsel açıdan geliştirmelerine engel olmaktadır. Örf, adet ve geleneklerin şaşılacak şekilde insan mantığına aykırı yoğrulması kadını toplumdan soyutlarken erkeğe gereksiz yükler yüklemektedir. İlk hareketin erkekten gelmesi beklentisi ile yaşamak eşler arasında ciddi problemlere yol açabilir.

Boyut önemlidir.
Vajinal yapı incelendiğinde zevk noktalarının uyarılması için 3 cm yeterlidir bu durumda boyutun hiçbir önemi olmadığını anlamak zor değildir. Kulaktan kulağa aktarılan yanlış cinsel bilgiler yada kötü niyetle yapılan hikaye, fıkra, film ve magazin haberleri yönlendirmeleri, kötülüklerin toplum tarafından kabul edilebilir gibi
gözükmesine yol açıp cinsel performansı boyuta kitlemektedir. Sadece şekile, sayıya odaklanan cinsel hayat insani duyguların zamanla ölmesine neden olur. Abartılı uyduruk hikayelerde kadının mutlu olmasının tek yolu ne kadar büyük olursa o kadar iyidir mantığı dikte edilir fakat küçük olmasının aynı fonksiyonu gösteremeyeceği anlamına gelmediğinden bahsedilmez. Boyuttan çok cinsel bilgi duygu, kabiliyet, istidat, cinsel haz ve doyumun kapılarını aralar.

Sık ilişkiye girmek
Cinsel hayatın kalitesi, cinsel güç sık sık ilişkiye girme sayısıyla ifade edilemez. Haftada kaç kez cinsel ilişkiye girmek normal, cinsel ilişki süresi ne kadar olmalı gibi sorulardan uzaklaşarak cinselliğin penis ve vajina’dan ibaret olmadığını anlamak gerekir.

Yaşlılar yapamaz!
Yaşlıların cinsel yaşamları yoktur yada yok denecek kadar azdır düşüncesi yersizdir. İnsan kaç yaşında olursa olsun nefes aldığı sürece cinsel yaşam devam edecektir.

Cevapla

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Required fields are marked *

*